ŞŞŞT ÇEK ELLERİNİ BLOGUMUN ÜZERİNDEN

Evinden sokağa atılmış da komşunun evine sığınmış gibi hissediyorum şu an.

Advertisements
Posted in öylesine | Leave a comment

Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Posted in Uncategorized | 1 Comment

>BİR GARİP AŞI HİKAYESİ

>

Talya’nın son dönemde ki makus kaderi oldu enjeksiyonlar.Tam derin bir soluk almışken kuzeninin yanı başımızda otururken bir anda döküntülerinin başlamasıyla kabus geri döndü Oysa keyifli bir hafta sonu yemeği için yan yana gelmiştik.Özgür biraz keyifsizdi arada yanımıza gelip benim ateşim mi var? diye soruyor, tüm aile meclisi tarafından ellenerek yok yok gayet iyisin yanıtını alıyordu.Biraz sonra kıpkırmızı döküntülerle odaya girdi yavrucak “ben kızamık oldum galiba”!!!!Nasıl yaa…..evet evet çocuğun vücudu basbayağı kıpkırmızı döküntülerle doluydu.Hem sağlık bakanlığı da salgın olabilir dememiş miydi?Ali yok yahu panik yapmayın kızamık olmayabilir daha belli olmaz dese de biz teşhisi koyduk bile.Yok şekerim kızamık bu:)
İçim içimi yiyordu.Ya Talya’ya da bulaştıysa….saatlerce aynı odayı paylaştılar,aynı havayı soludular,öpüştüler,koklaştılar….off offff
Ali ısrarla ya panik yapma su çiçeği olabilir daha döküntüler tam oluşmadı bekle dese de soluğu Aile Sağlığı Merkezinde aldım.Yazık kocam da huyumu bildiği için benimle savaşmayı bırakmış”Ne halin varsa gör “modunda .”Bulaşı riski var 72 saat içinde aşıyı olmalıyız” diyerek ikinci doz KKK aşımızı olduk
Aşıdan sonra elimizde dondurmalarımız evin yolunu tutmuştuk ki telefonum çaldı.
-Hastaneden geldik Gülaycığım,Özgür suçiçeği geçiriyormuş….
-Su çiçeği mi!!!!!!!!!nasıl yaaaaa hani kızamıktı……………
-Efendimmmm
-Haa yok çok sevindim geçmiş olsun.Hani kızamığa benziyordu da ben oradan şeyettim( ömrümde kaç tane kızamık vakaası gördüysem)
Şimdi ben sana demiştimlerle,benim hekimliğimi sınamalarla,sen annesiysen ben babasıyımlarla uğraşmak için yeğenini görmeye giden Ali’yi bekliyorum.Bitmez bu gece bitmezzz.

Posted in hastalık | 12 Comments

>ZOR GÜNLER

>

Bir haftalık kabus bitti.Her yeni günü bir önce ki gününden daha zor geçen,ajitenin sınırlarını zorladığımız 6 koca günlük iğne maceramız BİTTİ.
Öylesine zordu ki,öyle insanın içini acıtıyordu ki.Kuş gibi çırpınan kızımı ikna etmek,Onun,iğneden bizi vazgeçirebilmek için yalvarışlarını dinlemek.Gözyaşları sicim gibi akarken,soğukkanlılığımızı korumaya çalışmak.Öylesine zordu ki….
Çoğunlukla iğnelerini Ali yaptı,Ali’nin nöbetçi olduğu günler hemşire ablaları.Kızı en ufak ateşlense bile eli ayağı birbirine dolaşan bir baba için,enjeksiyon yapmak ne zormuş.İlk günler Talya ağladı, Ali göz yaşlarını sakladı..Ben mi?Ağlamadım, mideme giren sancılara rağmen ağlamadım.Küçük sürprizler hazırladım her sabah ve her akşam.Sustum… Susabileceğim,dayanabileceğim o son noktaya kadar sustum.Ta ki iğne olmamak için sinir krizleri geçiren, ağlayan, yalvaran kızımın gözlerinde ki çaresizliği görene kadar….
Ama işte bitti.Dün son iğnesini olan kuzuyla beraber evde bir parti verdik.Onun sağlığı şerefine kaldırdık bira ve meyve suyu kolu kadehlerimizi.
Şimdi kulağı için hazırlanan antibiyotikli solüsyonun bitmesini bekliyoruz.Günde 3 sefer kulağını yıkadığımız ilacımız da bitince,tekrar yapılacak teste göre derin bir nefes alacak,tekrar yaşamamayı dilediğimiz ,kötü bir anı olarak anımsayacağız bugünleri.
Şimdi tek yapabildiğimiz şey beklemek ve en güzelini ümit etmek….


   

***Kandinsky nin bu resminin kötü bir reprodüksiyonu vardı hastanenin enjeksiyon odasında.Her odaya girişimizde Talya’nın dikkatini dağıtmak için, anlamayacağını bile bile resimle ilgili bir şeyler anlatıyordum bıkmadan, usanmadan.Kandinsky kimdir,soyut resim nedir:)
İğneler bittiğinde soyut resim nedir? diye soran babasına; “Anlatmak istediğimizi farklı şekilde anlatarak resim yaparız ya işte bu soyut resimdir”diyecek kadar,resim bilgisine sahip oldu kuzucuk:)
Posted in hastalık | 12 Comments

>MİM

>Sevgili Ayla‘dan gelen,ancak Talişin sıkıntıları nedeniyle bir türlü fırsat bulamadığım mimi gecikmelide olsa cevaplamaya çalışayım.

Gün içinde,eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey ne?
Ben kolay şaşıran bir insan değilimdir.Bence her şey,her an başımıza gelebilir.İhtiyatlı olmakta fayda var:)
Ancak doğaüstü,ekstrem bir olay olursa şaşırırım sanırım.

Gördüğün zaman,eğer almazsam uyuyamam dediğin şey?
Şimdiye kadar hiç böyle bir durum yaşamadım.

Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey nedir?
Hamur işi,özellikle tuzlular.İyi yapılmış bir su böreğine asla hayır diyemem mesela.

Uğurun var mı ,uğurun?
Yok.

Kendine en yakıştırdığın renk?
Beyaz ve siyah.

En sevdiğin takın?
Ali’nin evlilik yıl dönümümüz de aldığı yüzük.

Takıntın?
Hay allah böyle düşününce sanki hiç yokmuş gibi geliyor.Ya da o kadar kanıksamışım ki takıntılarımı benim için normalleşmiş de olabilir.Ama bariz, hayatımı etkileyen bir takıntım yok……galiba:)

Bavulun çoktan hazır, gitmek istediğin ülke,şehir?
Prag.

Ben bu şarkıyı duyunca şakırım?
Dönem dönem değişkenlik gösteriyor aslında,Son günlerde Talya ile birlikte şakıdığımız şarkı,Duman-Senden daha güzel.Benim tek başıma şakıdığım şarkı ise Yeni türkü-Fırtına….

Solunda ne var?
Koltuk.

Ayla’cığım çok teşekkürler…

Posted in mim | 5 Comments

>ANADOLU’NUN İSYANI

>


Anadolu’nun İsyanı from Anadoluyu Vermeyecegiz on Vimeo.

Duymadım, görmedim, bilmiyorum diyenler için Anadolu’daki dere ve doğa katliamı belgelendi…
Enerji ve kalkınma politikalarının doğa ve akarsular üzerindeki olumsuz etkisini ve halkın bu yatırımlara karşı tepkisini gözler önüne seren ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı film rekora gidiyor. 

Herhangi bir kar amacı güdülmeden konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanan film, HES’lere karşı Anadolu’da verilen mücadeleyi bizzat onların ağzından anlatıyor.

Hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve kırsalda yaşayan insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES yatırımlarına karşı verilen mücadeleleri anlatan ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı kısa film gönüllü desteklerle ve kolektif bir çalışma sonucu ortaya çıkarıldı. 

Anadolu’nun dört bir yanında devam eden HES çalışmalarının yıkıcı etkisine dikkat çeken film Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar 20 bin kilometre yol kat edilerek çekildi. 

İnternet üzerinden indirilebilen, çoğaltılmasına ve dağıtılmasına, festival ve toplu gösterimler için özel izin alınmasına, kullanılmasına herhangi bir kısıtlama konulmayan film, Anadolu derelerinin özgür akması için mücadele edenlere adandı.

Üç gün içerisinde 50 bine yakın izleyiciye ulaşan filme dileyen herkes sosyal paylaşım sitelerinden, 

anadolunehirleri.org/​tr.html, 
anadoluyuvermeyecegiz.net
vimeo.com/​vermeyoz/​film adreslerinden ulaşabiliyor. 

Filmin en kısa sürede 7 dilde çevirisi bekleniyor ayrıca, önümüzdeki aylarda filmin uzun metrajlı halinin de yayınlanması söz konusu.

Filmle ilgili yapılan açıklamada, şunlar söylendi:
“Bizlerin doymak bilmeyen tüketim alışkanları ve ihtiyaçlarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün biraz daha artıyor. Hiç haberimiz olmasa da, umursamazsak da, gitmesek de, görmesek de bizim bu yaşam biçimimizin bedelini birtakım canlılar, insanlar ödüyor. Bu film; bir yandan Anadolu nehirleri ve doğası için verilen mücadeleleri anlatırken, bir yandan da şehirlerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam eden insanlara ayna tutmak ve bu soruna ortak etmek için hazırlandı. Unutmamız gerekiyor ki, bu ateş sadece düştüğü yeri değil tüm canlı yaşamını yakacak. Bu gerçeğin fakına varanlar Nisan ayında tüm Anadolu’dan Ankara’ya doğru yürümeye başlayacak. Bu yürüyüşe katılmak ve destek vermek hepimizin yaşama karşı ortak sorumluluğudur.

Filmin indirilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında hiç bir sakınca yoktur.

Anadolu’nun tüm canlılarına armağan olsun..”

Posted in Paylaşmam lazım | 4 Comments

>HİJYEN CANAVARI

>

Lohusalığımdan beri içimde uyuttuğum canavar uyandı.Ali’nin nöbette olmasını fırsat bilip kendimi mikroplarla savaşa adadım.Sanki Talya bu bakteriyi evden kaptı.Ama yok ölsün mikroplar diyerek psikoya bağladım bir kere ne dersen de, ne dersem diyeyim basit bir kaç temizlik kazası ve zehirlenmesi yaşamadan bu canavarı durdurmamın mümkünü yok.

Operasyon ilk olağan şüpheli olan kum eşyalarının dezenfekte süreci ile başladı.Az uz da değilmiş lanet şeyler 3 takım kova seti,kamyon,kepçe,el arabası,kalıplar..vs çamaşır sulu küvette 1 saat bekletilip ardından fırça ile renkleri solana dek fırçalanarak dezenfekte edildi.Ve derin bir soluk alındı.
Bir sonraki adımda peluş hayvancıkları gözüme kestirdim.Artık kaçarı yoktu,bana sevimli sevimli bakmaları bile çamaşır makinasında,elyafları dışarı çıkana kadar yıkanmalarına engel olamadı.
Ardından tüm evi anneanne usulü dizler üstünde bol çamaşır suyuyla silerek,yatana kadar mikroplu  olduğunu sandığım her yeri temizleyerek , operasyonunun ikinci  ayağını da,deterjan ve çamaşır suyundan tahriş olmuş eller ve tutmayan bir bel zayiatı ile  tamamladım.
İçimde ki canavar uyanmıştı bir kere,en yakın markete sürünerek gidip bilumum el dezenfektanı,hijyen zamazingosu,hatta abartıp hijyenik el sabunu da,Taliş büyüyünce yükü azalan emektarım kol çantama konuşlandırıldı.
Akşam yemeğinde ise iyice kayışları sıyırmış olduğumdan Talya’nın en sevdiği çorba olan mercimek çorbasının içine,enginar,havuç ve brokoli katarak,tehdit,şantaj,rüşvet ve tüm bildiğim üç kağıtlıkları ardarda sıralayarak çorba içirildi.Maksat bağışıklığı artsın.Hayatı boyunca bir daha mercimek çorbası görmek bile istemeyecek korkarım.
Ameliyathane hijyeni sağladığım evden dışarı çıkması kuzucuk diye balkona çadırını,salıncağını,oyuncaklarını taşıyarak küçük bir oyun parkı bile kurdum ya pes bana.
Posted in bizim evin halleri, hastalık | 12 Comments